14 Eylül 2011 Çarşamba

LÜFER ve DİĞER GÖÇ BALIKLARI STOKLARININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ÜZERİNE

Bu yazı değişik bakış açıları getirmek ve fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır. Mevcut sorunların daha uygun çözüm yolları ve başka fikirler mutlaka olacaktır.

Son yıllarda lüferle simgeleşen balığımıza sahip çıkma gayretleri sadece amatör balıkçıların yada kıyı balıkçılarının değil başta endüstriyel balıkçılarımız olmak üzere tüm halkımızın yararına talepleri içermektedir.
Bu kampanyalara dikkatle bakarsak hiç kimse olaya, "balığı sen avlama ben avlayayım gözüyle" bakmamaktadır. Taleplerin temel amacı; "balığı koruyalım, çoğalsın, hepimiz daha çok ve daha uzun süre yararlanalım" yönündedir.
İşte bu nedenle balıkçılarımızın her grubunu bu kampanyaların bir parçası yapmak gerekiyor. Bunun için altı dolu, bilimsel temelli nedenlerimizi ve planlarımızı onlara da anlatmalıyız. Onları da ikna ederek kampanyaları güçlendirmeliyiz.
Geçenlerde bir reisle konuşuyordum. Lüferin göç balığı olması, Karadenize erişkin balıkların girmemesi yada ava uygun sürüler oluşturmaması, göçüp başka denizlerde başkaları tarafından avlanması gibi konularda fikirler öne sürüyordu. Hamsi ve kefal sürüleri peşinde plaj kumlarına kofanaların atladığı, voli ağında, gırgırda tonlarca kofananın kaldığı günleri görmemiş yada hatırlamak istemiyordu.
Sordum: ... Reis, toplam hasılatınızda çinekopun payı nedir? Tutmazsanız ne kadar zararınız olur?
  • Yılda 1000 kasa, kasada 15 kg, kilosu 3 TL, toplam 45-50 bin TL

Sezonda 3 milyon TL hasılatı olan bu takım için 50 bin TL ne anlam ifade ediyor biliyor musunuz? Sezon boyunca limanda halka dağıttıkları balığın tutarı kadar bir meblağ... Yöremizde (Orta ve Doğu Karadeniz) teknenin bereketi için gelenek haline getirilmiş bir uygulamadır. Denizden dönen teknenin yanına geleni boş göndermezler. Bu da her seferde birkaç kasa balık dağıtılıyor anlamına gelir.
Sonuçta ortak noktada buluşmak hiç zor olmadı. Bu devasa takım için vazgeçilmez bir meblağ olmadığı konusunda anlaştık. Genelde derdimizi tam anlatırsak anlaşamıyacağımız hiç kimse olmaz diye düşünüyorum.


ÜLKEMİZ BALIKÇILININ TEMEL TAŞLARI
Ülkemiz balıkçılığı suda serbest gezen (pelajik) balıklara dayanır. Av miktarımızın büyük bölümü; hamsi, çaça, istarvit, sardalya, uskumru, kolyoz, lüfer, palamut gibi balıklardan oluşur.
Bu balık türleri insanlara besin olmaktan öte orkinoz, kılıç, orfoz, lahoz, kalkan, lüfer, levrek, kırlangıç, mersin balığı, mezgit, uskumru ve benzeri etcil balıkların yemini oluşturur.
Barbunya ve mezgit gibi dip balıkları hem insan besini hem de hamsi, çaça, istavrit ve sardalya gibi yem balığı özelliği taşır.
Lüfer neden yok sorusunun cevabının altında aşırı avcılık ve deniz kirliliği kadar hamsi ve sardalyanın varlığı ve bolluğu yatar.

Balıkçılığımız Karadeniz ile buraya Akdeniz'den göç eden balıklar için Kuzey Ege'den Karadeniz'e kadar olan sahada yoğunlaşır. Karadeniz balıkçılığı üreme dönemi sonrası, balıkların beslenme ve kışlama göçleri sırasında büyük sürüler oluşturması üzerine kuruludur. Örneğin palamut ve lüfer kışı geçirdikleri alanlarda çok büyük sürüler oluşturmazken, Karadeniz'de beslenip semirdikten sonra sonbahar aylarında devasa sürüler halinde bir araya gelir.

Hamsi doğup büyüdüğü alanda bir kaç tonluk sürüler halinde gezerken eylül ayından sonra 50 tonluk sürüler halinde Kuzey-Batı Karadeniz'den yola çıkarak sularımıza iner. Belirli noktalarda bekleme yaparak sürü boyutu önce 200-300 tona daha sonra binlerce tona çıkar.

Diğer bir hamsi de Kuzey-Doğu stoğudur. Azak ve önlerinden Kafkasya kıyılarını takiben sularımıza girer.



GENEL KORUMA STRATEJİSİ NASIL OLMALIDIR?
Yukarıda toparlamaya çalıştığım haliyle balıkçılığımıza baktığımızda;

Sürdürülebilir balıkçılık için bahsi geçen göçlerin sağlıklı bir biçimde gerçekleşmesini sağlamak çok önemlidir.

Akdeniz ve Ege'den Karadeniz'e göç eden türlerde Nisan-Temmuz dönemini kapsayan yukarı göç zamanında illegal avcılık dışında bir sorun yoktur. Yumurtalı balık düşük av baskısı altında göçünü tamamlar. Sadece su, ışık ve ses kirliliği, Boğaz trafiği önemli sorun oluşturmaktadır.
Bu balıkların aşağı göçü sırasında eşeysel olgunluk yaşı 2+ ve daha fazla olan türlerin avcılığında boy sınırlaması ve toplam av kotası koymak faydalı olacaktır. Ayrıca balık türünün sürü ve göç davranışına uygun ilave koruma önlemleri alınmalıdır. Bu konuyu en altta yeniden ele alacağız.
Karadeniz içinde gerçekleşen hamsi göçü bakımından sorunlar ise; devasa av gücümüz ve son yıllarda Kafkasya kıyılarında giderek yoğunlaşan avcılıktır. Toplam hamsi av miktarımızı 350 bin ton ile sınırlandırırsak hamsi stoklarının devamlılığı sağlanabilir.
Çaça avcılığında yıllık 200 bin tona kadar yükselmesi mümkün bir potansiyel mevcut olup, bu türü Samsun kıyıları dışında da avlamanın yolları bulunmalıdır.

Çoğu balık türü için, "biz avlamasak el avlar" mantığıyla olaya bakmak doğru değildir. Türkün balığını ancak bir başka Türk avlar. Yasal düzenlemeler ve denetlemeler doğru yapılırsa, herkes çalıştığı kadar yada kapasitesi ölçüsünde avlamaya devam eder.

-*-


Kampanyaların odağını oluşturan Lüfer balığını özel olarak ele alalım;


Türün büyük bölümü ilkbahar başlarında Marmara Denizi ve Boğazlar üzerinden Karadeniz'e göçmekte, ilkbahar sonlarında Karadeniz'de yumurtlamaktadır. Yumurtadan çıkan bireyler Ağustos başından itibaren kıyılarda görülmekte ve hızlı bir şekilde büyüyerek Ekim ayında 15-20 cm boya ulaşmaktadır. Bu zamandan sonra İstanbul Boğazı ağzında büyük sürüler halinde toplanmakta ve peyderpey güneye geçiş yapmaktadır. Erişkin balıklar dönüşlerini daha önce tamamlamakta ve küçük bir miktar erişkin bireyin Karadeniz'de kışladığı bilinmektedir.

Türün yoğun avcılığı Eylül-Kasım ayları arasında Karadenizde dip ve ortasu trolleri ve galsama ağlarıyla, Ekim-Aralık döneminde İstanbul Boğazı Karadeniz ağzında gırgır ve dip trolleriyle, Boğaz boyunca gırgır, kaçak dip trolleri ve galsama ağlarıyla, Marmara'ya geçişte yine gırgır, voli ağı ve kaçak çalışan dip trolleriyle yapılmaktadır.


Nüfus yoğunluğunun ve ulaşım olanaklarının artmasıyla balığa olan talebin de katlanarak arttığı son 30 yılda çinekop (12-20 cm arasındaki lüfer) avcılığı gelenek haline gelmiştir. Pek çok tekne özel olarak çinekop sezonunu bekler hale gelmiş ve yıllardır bu ufak balıkları avlayarak geçim sağlamıştır. tabi ki bu kötü bir alışkanlıktır. Her ne olursa olsun, avlanan bir stoğun devamlılığı ancak bireylere en az bir kez üreme fırsatı verilerek sağlanabilir.


Öte yandan; Balıklar koyun yada sığır gibi bir yada bir kaç yavru yapan canlılar değildir. Erişkin bir lüfer yüzbinlerce yumurta bırakır. Bu yumurtadan çıkan yavruların sayıları onbinleri aşar. balık büyüdükçe sayısı giderek azalır ve en sonunda tür için ömür anlamına gelen bir yaştan sonra tüm balıklar ölür.

Örnek olsun diye yazacak olursak; bir lüferden çıkan 200 bin yumurtadan, 20 bin defne yaprağı büyür. Balıklar 15 cm ye ulaştığında kardeş balık sayısı 2 bin adettir. 20 cm boyu geçebilen kardeş sayısı ise ancak 200 adettir. Ertesi yıl bu kardeşlerin 20 tanesi yaşayabiliyorsa denge sağlanmıştır. 2. yaşındaki sağ kalan 5 balık nesli devam etmek için yeterlidir.


BU DURUMDA SADECE ÇİNEKOP İLE BİR İKİ LÜFER AVLAMAKTAN ÖTEYE GEÇİLMEZ.

Genellikle avlanan balıklar 10-20 cm arasındadır. daha büyük balıkların sayısı hiç bir zaman tatminkar boyutta değildir.

Bir gün Marmarada bir molada 50 ton lüfer tutulduğunda tüm ebeveyn stoğu kaybedersek, geri dönüş için çok beklememiz gerekecektir. Bu göze alınamaz bir tehlikedir.


LÜFER AVLAYAN BİR ÜLKE OLMAK İÇİN DÜZEN NASIL OLMALIDIR?

Lüfer avlamak istiyorsak 15 -25 cm arasındaki balıkların üzerindeki yoğun av baskısının kaldırılması gerekir. Bu boydaki balıklara yemeklik balık gözüyle bakmamak, avcılık için bu boyu aşmalarını beklemek gerekir.

Boyu 15 cm yi geçen bir çinekop için doğal tehlikeler iyice azalır. yani elimizde lüfer olmaya aday 2 bin adet balık bulunduğunun farkında olmalıyız.

Doğal ölüm ile bir yılda bu balıkların sadece yarısı ölebilir. Geriye 1000 adet sarıkanat kalır. Bu balıklar Karadenize ilk göçlerini gerçekleştirebilirse küçük bir kısmı (%10 dan az) yumurta bırakacak, Karadeniz'den dönüşte 25 cm lik lüfer olarak av verecektir. 300 adeti avcılık, 300 adeti doğal ölüm yoluyla azalsa bile ikinci göçe katılacak en az 300 kaba lüfer kalır.

Bir çift balıktan meydana gelen 150 çift balık denizi çinekopla doldurmaya yeter de artar bile.

--------*---------

Buradan şu sonuç çıkar; en az 2 yıl lüfer yavrularının yoğun avcılığını önleyebilirsek, lüfer stoğu normal hale dönüşecektir.

--------*---------

Devam Edecek

İki yıl lüfer yavrusu nasıl korunacak?