23 Mart 2008 Pazar

Lüfer Balığı (Pomatomus saltatrix) nın Özellikleri

1- Genel Bilgiler

Bilgehan Sarp usta lüfer için; "Lüfer Türkiye denizlerinin incisi, boğazların efendisidir, dense yanlış olmaz." demektedir.
Üstadın işaret ettiği gibi; İstanbul amatör balıkçılığında en önemli yeri tutar, hatta edebiyatta da yerini almıştır; öyle ki eski İstanbul zenginleri sırf lüfer yakalamak için gümüş zokalar dökerlermiş.

Aslına bakarsanız, Boğaziçi ve İstanbulla özdeşleşen bu güzel balık, başta Karadeniz olmak üzere tüm denizlerimizde bulunmakta ve olta balıkçıları tarafından sevilerek avlanılmaktadır.
Sadece ülkemizde değil diğer pek çok ülkede lüfere özel bir önem verilir, hatta lezzeti ve kendine özgü karakteri nedeniyle ona kutsal bir değer bile verilmektedir.
Ülkemizde pek çok canlıya yapıldığı gibi, lüferin farklı büyüklükte olanlarına farklı isimler verilmektedir: Bu konuda lüfere daha bir ayrıcalıklı davranılmaktadır. Hani uskumrunun küçüğüne "uskumru vonozu" diyen de kolarida diyen de varken, palamutun küçüğüne çingene palamudu denilirken, lüferin küçüğüne lüfer vonozu, çingene lüferi denildiğini hiç duymadım.
Küçükten büyüğe doğru lüfere verilen isimler şu şekildedir;

* 12 cm ye kadar -------> Defne Yaprağı
* 13 - 17 cm arası ------> Çinekop
* 18 - 20 cm arası ------> Sarıkanat
* 21 - 30 cm arası ------> Lüfer
* 30 - 50 cm arası ------> Kofana
* 50 cm den büyükleri ---> Sırtıkara

2- Dağılımı ve Göçleri

Göçücü bir deniz balığıdır. Dünyanın tüm ılıman ve sıcak denizlerinde bulunur. Özellikle Büyük Okyanus (Pasifik) un doğu kıyıları, Atlas Okyanusu (Atlantik) nun batısında Arjantinden Kanada kıyılarına kadar, Afrika ve Avrupa kıyılarında, Akdeniz havzasında (Akdeniz, Adriyatik, Ege, Marmara ve Karadeniz) yayılım gösterir.

Lüfer genellikle körfezlerde ve kıyıya yakın sulardaki kumlu dipli alanlarda bulunur. 60 metre derinliğe kadar bulunabilen göçmen bir balıktır. Sıcaklık ve rüzgar gibi hava ve su şartları ile atmosfer basıncına göre dip ile yüzey arasında yer değiştirir. Suların soğumasıyla daha sıcak bölgelere göç eder.

3- Üreme ve Beslenmeleri

Ülkemizde ise Mayıs ayında Marmara ve boğazlarda kalan lüferler beslenmek, üremek ve yazı geçirmek üzere kanalı takiben Karadenize çıkarlar. Bu çıkış oldukça hızlı olur Haziranın ilk haftasına kadar tamamlanır. Bu dönemde yakalanan balık pek yağsızdır. Çıkış sırasında Marmara ve boğazlarda muhtelif yerlerde ve Karadeniz' de yumurta dökerler. Bir dişi 60,000 ile 80,000 arası yumurta dökebilir. Yumurtaları pelajik (su sutununda serbest gezer) ve 1 - 1,2 mm çapında olup 20 derece su sıcaklığında iki günde açılır. Su sıcaklığı düşükse süre uzar.
Yazı Karadenizde beslenerek geçiren lüferler havaların soğuması ile Ağustos ayının ortaları itibarı ile yine kanalı takip ederek (ama bu defa akıntıya karşı) inişe geçerler. İlk inen bazı sürüler İstanbul boğazı ve çevresinde yerleşerek bir süre yemlenir. Eylül ayı ile birlikte tam boy lüfer ve ay ortasından itibaren de kofana boğaza girer. En son çinekop gelir.
Boğazlar ve Marmaranın hemen hemen her yerine yayılan lüfer sürüleri yolu üstündeki tüm taşlık kırmalık meraları yoklayarak av arar ve beslenir. Bu yem aramalar sırasında bazen bir kaç metrelik sığlıklara kadar da sokulurlar.

Yumurtadan çıkan bireyler planktonlarla beslenir. Büyük bireyler kendi boylarına göre istavrit, izmarit, zargana, kolyoz, uskumru, hamsi, gümüş, camuka, kefal gibi küçük balıkları yiyerek beslenir. Öyle saldırgandır ki, yamyam tanımını hakedercesine kendi türünün küçüklerini de yer. Önüne gelen her balığa saldırır. Beslenma sırasında ve genel yaşamında çok vahşidir. Yemeyecek olsa da öldürür. Bazen yediği balıkları kusarak yeniden avlandığı gözlenir. Korkusuz balıktır denebilir, bu oltaya vururken çekinmeden yemi koparıp yemesinden de anlaşılır, bu nedenle lüferin vuruşu oltada gayet hafif hatta tıkırtı şeklinde hissedilir. Kendi boyunda hatta daha büyük balıklara da saldırır.
Pek bilinmese de karides ve kalamar benzeri su ürünlerini de severek tüketir.

4- Tanımsal Özellikleri


Başa yakın olanı diken ışınlı, arkadaki yumuşak ışınlı olmak üzere iki sırt yüzgeci vardır. İlk yüzgeç kısa ve küçük olup 8 - 9 yumuşak diken ışın bulunur.
İkincisi uzun ve daha yüksek olup 23 - 28 yumuşak ışın içerir. Anüs yüzgeci de ikinci sırt yüzgeci gibidir. Tüm yüzgeçlerinin renkleri çoğunlukla sarımtraktır. Kuyruk yüzgeci gayet iyi gelişmiştir. Vücudu torpil şeklinde olmayıp yanlardan hafif basıktır. Pulları ufaktır, balık irileştikçe vücuduna daha fazla işler. Başında pul yoktur fakat solungaç kapakları pulludur. Başı ve gözleri iridir, gözlerinin önünde iki kuçük burun deliği bulunur. Sırtı ve yanları yeşil - gri, karnı gümüşi beyazdır, tüm renklerinde tuhaf bir grilik vardır. Çenesi kuvvetli, çenelerindeki tek sıra dişler çok keskindir. Bu nedenle oltadaki yemi ısırıp koparırken bile sadece bir tıkırtı hissedilir; oltadan çıkartırken elinizi ağzına sokarsanız veya dikkatsiz davranırsanız ciddi şekilde ısırıp yaralayabilir. Alt çene hafifçe üsttekinden uzundur, damağında da dişler bulunur.

5- Avcılığı (genel)

Lüfer balıklarının Marmara Denizi’ne doğru göç esnasında voli ağları, gırgır, dip ağları ve muhtelif otalar ile avcılığının yoğun olarak yapılmasına karşın, Karadeniz’e doğru göç esnasında olta ile avcılığının verimli olmaz ve daha çok dalyan, gırgır ve voli ağları ile avlanır.
Lüfer balıkları özellikle kış dönemini geçirmek üzere Karadeniz’den Marmara ve Ege’ye doğru göçtükleri dönemde, İstanbul Boğazı ve civarlarında yemli olarak çeşitli zokalar ile donatılmış olta takımları, uzun olta, mavruka, mantarlı olta vb. yanında seğirtme, yünlü, yüksük, kaşık gibi yemsiz takımlarla avlanır. Ayrıca diğer denizlerde de dip uzatma, alamana, gırgır, yeldirme takımları ile avlanmaktadır. Yazı geçirmek ve beslenmek amacı ile kuzeye Karadeniz’e doğru göç yaptığı devrede ise sahillerde kurulu dalyanlar ile avlanır.

Amatör yöntemlerle avcılığı hakkında çok geniş bilgi için bu bağlantıya tıklayabilirsiniz.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

guzel bir yazi su siralar ucuz lufer 12 tl