22 Mart 2008 Cumartesi

Yunusların Balık Avcılığına Etkisi ve İstenmeyen Yunus Ölümlerinin Önlenmesi


Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de balık avcılığı sırasında istenmeden yunus ölümleri meydana gelmektedir. Bu proje Karadeniz'de yapılan dip uzatma ağlarıyla avcılıkta meydana gelen yunus ölümlerinin önlenmesi ve hem yunusların hem de balıkçıların bu nedenle uğradıkları zararların azaltılması amacıyla planlanmıştır.

Diğer ülkelerdekinin aksine ülkemizde sadece dip balıklarının avcılığında kullanılan uzatma (sade ve fanyalı) ağlarında yunus ölümlerine rastlanmaktadır. Dünyanın pek çok yerinde başta gırgır ağlarıyla avcılık olmak üzere değişik av araçlarında çok büyük oranda yunus ölümleri oluşmaktadır. Ülkemizde yunus ölümlerinin çoğu mutur adıyla bilinen Phocoena phocoena L. türünde oluşmakta, daha akıllı ve güçlü olduğu için Tursiops ve Delphinus cinsleri ağlara çok seyrek yakalanmaktadır. Yılda 3000-4000 adet yunusun bu şekilde ağlara yakalanarak öldüğü tahmin edilmektedir. Diğer yandan yunuslar ürünlerine ortak olarak, ağları ve ağa yakalanmış ürünleri tahrip ederek balıkçılara zarar vermektedir.

Projenin asıl konusu doğa – insan barışıklığının sağlanmasıdır. Yunuslar ekosistemin bir parçası olarak milyonlarca yıldır doğada varlıklarını sürdüren canlılardır. İnsanlar doğadaki her şey gibi yunuslardan da faydalanmış, onları eti ve özellikle yağı için avlamıştır. Dünya nüfusunun artması, av araç ve yöntemlerinin gelişmesiyle aşırı avcılık nedeniyle pek çok türde olduğu gibi yunusların da nesil devamlılığı tehlike altına girmiştir. Bu süreçte yunusların korunması ön plana çıkmıştır.


Ülkemizde özellikle Karadeniz'de 1980 yılına kadar yunus avcılığı yapılmış ve bu hayvanların yağları ve etleri değerlendirilmiştir. Gelişen duruma uygun olarak ülkemiz de imzalanan uluslararası anlaşmaların gereği olarak 1983 de ulusal mevzuatımıza eklenen bir madde ile yunus avcılığı yasaklanmıştır. İlk yıllarda balık avcılığının çok yoğun olmaması ve ülkemizde yılda 200 bin ton gibi düşük düzeyde balık avlanılması nedeniyle yunuslar unutulmuştur.

5 yıllık kalkınma planları hedeflerine uygun olarak yapılan teşvik ve destekler ile su ürünleri avcılığı geliştirilerek av kapasitesi artırılmıştır. Bundan sonra yunusların sayıları, bir yılda tükettikleri balık miktarı ve yine yunusların balık avlama araçlarına verdikleri zararlar göze batmaya başlamış ve balıkçılardan yunusların avlanması için talepler gelmiştir. Yapılan bazı yetersiz bilimsel çalışmalarında körüklediği bu süreç ülkemizin uluslararası alanda yunuslar konusunda zaten kötü olan imajını daha da kötü hale getirecek bir hal almıştır.

Yunusların populasyon büyüklüğünün doğal engellerle sınırlandığı, hastalık ve yetersiz beslenme gibi nedenlerle aşırı çoğalamayacakları bir gerçektir. Asıl sorun insanların denizden kapasitenin üzerinde balıkçılık yapma isteklerinden kaynaklanmış, açık sularda yeterince besin bulamayan yunuslar kıyılarda daha fazla görülmeye başlanmıştır.

Yunuslar özellikle dip uzatma ağlarına yakalanmış balıkları almak amacıyla ince ipten üretilmiş ağlara önemli düzeyde zarar vermektedirler. Öte yandan kalkan balığı avcılığında kullanılan ağların ip kalınlığının fazla olması nedeniyle yunuslar ağı yırtamamakta ve bazen ağa takılarak ölmektedirler. Balıkçı yönünden yunus düşmanlığı için yeni bir neden olarak ortaya çıkan bu durum, yunuslar yönünden ise ölüm ve yok olma anlamına gelmektedir.


İstenmeyen yunus ölümlerinin önlenmesi tek başına ele alındığında elde edilen bilgiler balıkçıyla yunus barışını sağlama açısından çok etkili olamayacaktır. Bu nedenle projede hem yunusların hem de balıkçıların uğradığı zararların nitelik ve niceliğinin belirlenmesi ve elde edilen bilgiler değerlendirilerek önleme çareleri geliştirilmesi üzerinde durulacaktır.

Yunusların balık avcılığına verdikleri zararlar konusunda ülkemizde yapılmış bir araştırmaya rastlanmamıştır. Çelikkale ve ark., (1988) Karadeniz'de yunus stoklarının tespiti üzerine yaptıkları çalışmada Karadeniz'de 450 bin adet yunusun yaşadığı ve bunların günde 20-30 tonun üzerinde balık tükettikleri bildirmişlerdir. Ünsal (1997) Karadeniz yunuslarına yılda %2-3 oranına katılım olduğunu ve yunusların 1997 deki miktarının 540 bin adet ve günde tükettikleri balığın 50 tonun üzerinde olduğunu bildirmiştir. Ayrıca yıllık tüketilen su ürünleri miktarının ülke balık avcılığı yanındaki miktarının azımsanmayacak düzeyde olduğunu, yunus populasyonuna zarar vermeden yılda 13.600 adet yunus avlanabileceğini fakat bu miktardan ülkemize düşen payın avcılık masraflarını karşılamayacağını belirtmektedir. Ülkemizde Japon araştırmacıların Türk bilim adamlarının da katılımıyla yapıltıkları su kirliliğinin yunuslar üzerindeki etkisiyle ilgili çalışma da önemlidir (Tanabe ve ark. 1997; Yel ve ark., 1996).

Jefferson ve ark., (1993) deniz memelilerini ele aldıkları çalışmalarında Karadeniz'de Delphinus delphis L., Tursiops truncatus Montagu 1821 ve Phocoena phocoena L. türlerinin bulunduğunu bildirmişlerdir. Barabash ve Nikiforov (1940) ve Tomilin (1967) Karadeniz’deki şişe burunlu yunusun (Afalina) Tursiops truncatus ponticus adıyla lokal bir tür olduğunu bildirmişlerdir. 10-20 Nisan 2000 de Nairobi’de yapılan toplantıda yabani fauna ve floraya ait tehlikedeki türlerin uluslararası ticareti konvansiyonuna yapılan ekle Karadeniz Afalinası Ek 2 den Ek 1’e alınmıştır (Anon., 2000).

Visit Greenpeace.org to help save your seas.

Uluslararası platformda ülkemiz genelde yunusları avlayan en azından geçmişte avlamış ve türün tehlikeye girmesine neden olmuş bir ülke olarak bildirilmektedir (Anon., 1991; Anon., 2000; Specter, 1997, Yel ve ark., 1996, Zemsky, 1996, Zhuraleva ve ark., 1982). Bunun yanında 1994 yılında İstanbul'da yapılan 1. Karadeniz Memelileri sempozyumunda değerli çalışmalar sunulmuştur (Bogdanova ve ark. 1996, Kulagin ve ark. 1996, Mikhalev 1996, Pavlov ve ark. 1996, Vinogradov 1996).

Tüm dünyada yunusları ve diğer su canlılarını koruma çabaları yoğunluğunu artırırken, ülkemizde giderek gerilen bir ortam ve yunusların aşırı çoğaldığı ve bunların bir kısmının öldürülmesi gerektiği iddiaları daha fazla ön plana çıkmaktadır.

Bu tür iddialar ve belki de balıkçıların ve bazı bilim adamlarının baskısıyla alınacak yanlış kararlar ülkemizi dış dünyada istemediğimiz durumlara düşürebilir. Halbuki yunusların aşırı çoğaldığı, denizdeki balık populasyonlarına ne kadar zarar verdiği ve av araçlarına verilen zararlar konusunda yapılmış net araştırmalar da yoktur. Elde edilen sonuçlar her ne olursa olsun, yunuslara zarar vermeden av araçlarını ve avlama yöntemlerini değiştirerek veya geliştirerek alınabilecek önlemler tespit edilmelidir.

1 yorum:

baran dedi ki...

çok doğru yunus balılarına ve bütün hayvanlara merhamet edelim tüm sevgilimizle